Yakın Ama Değil
Description
Yakın Ama Değil, üç sanatçının peyzajı bir temsil alanı olarak değil, bir mesafe, bir durum ve bir algı alanı olarak ele aldığı üretimlerini bir araya getiriyor. Sergi, doğaya bakmaktan çok, bakılan yer ve anla kurulan ilişkiye odaklanıyor; tanıdık görünen ama tam olarak ait olunamayan kompozisyonlar üzerinden ilerliyor. İzleyicinin gözünde, soyutlamanın gücüne de dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Yusuf Ağım’ın çalışmaları sessizlik, boşluk ve eşik duygusu etrafında şekilleniyor. Gerçek ile metafizik arasında konumlanan bu kadrajlar, belirgin bir yönlendirme sunmadan bakışı yavaşlatıyor. Perspektifin yerçekimsiz bir bakışla kurulması, izleyicinin mekânla kurduğu ilişkiyi bilinçli olarak askıda bırakıyor. Ağım’ın işleri, natürün kendisinden çok, onun etrafında oluşan duraksama hâline odaklanıyor.
Eliz Gündüz, doğayı gözlemlenen bir manzara olarak değil, hissedilen bir an olarak ele alıyor. Ekspresyonist bir yaklaşımla üretilen çalışmalarında duygu, biçimi yönlendiriyor; peyzaj, doğrudan betimlenen bir odak noktası olmaktan çıkarak soyut bir ifade alanına dönüşüyor. Yüzey, bellekte kalan kısa ve yoğun anların izlerini taşıyor; renk, doku ve dokunuşlar aracılığıyla oluşan katmanlar, görüntüyü bir manzara olmaktan uzakta tutuyor.
Emir Yasin Yağmurca’nın işleri, peyzajı atmosferik bir yoğunluk içerisinde ele alıyor. Belirgin sınırlar, ufuk çizgileri ya da tasvire dayalı yönelimler yerine, mekânın taşıdığı hava ve belirsizlikler ön plana çıkıyor. Peyzajlar, izleyiciyi bir doğa kesitine bakmaya değil, o manzaranın sunduğu mesafede durmaya davet ediyor; tanıdık bir görüntü ile onun yarattığı duygu arasındaki farklar görünür hâle geliyor.
Bu üç farklı yaklaşım, sergi kapsamında benzer atmosferler ve görsel tonlar sunarak kendi arasında konuşuyor; ancak hiçbir zaman tam olarak örtüşmüyor. Serginin başlığı olan Yakın Ama Değil, bu karşılaşmanın niteliğini tanımlamayı hedefliyor. Ortak bir sessizlik ve benzer bir duyarlılık ışığında her eserin kendi mesafesini koruyarak kendi alanında var olabileceğini gösteriyor.
Yakın Ama Değil, peyzajı geleneksel form gibi romantik ya da betimleyici bir doğa temsili olarak ele almaktan bilinçli biçimde kaçınıyor. Bunun yerine, mekân ve imgelerin algı, belirsizlik ve atmosfer üzerinden nasıl yeniden okunabileceğini araştırıyor. Sergi, izleyiciyi kesin anlamlara yönlendirmek yerine, tanıdık ama kararsız, yakın ama mesafeli bir görsel deneyime davet ediyor.